Akıcı konuşma bozukluğu konuşma sırasında konuşmanın akıcılığında bozulmalar duraklamalar olmasıdır Duraklamalar ses, hece veya kelime tekrarı, bazı seslerin uzatılması veya bazı seslerin eklenmesi bazı vücut hareketlerinin eşlik etmesi, sallama, ayak vurma, yüzde bazı kasılmalar gibi hareketler eşlik edebilir.

Kekeleyen insanlarda aynı zamanda fiziksel gerginlik, ikincil davranışlar ve/veya olumsuz duygular gözlenebilir. Birey konuşmasını kontrol edemediği duygusu içinde olur ve günlük  yaşam aktivitelerinden uzaklaşır.

Kekemelik en sık 2–6 yaş arasında ortaya çıkar. Bu dönemde görülen ve “fizyolojik kekemelik” olarak adlandırılan durum, çocukların dil gelişiminin doğal bir parçası olabilir ve çoğu zaman kendiliğinden kaybolur. Ancak bazı çocuklarda kekemelik devam edebilir. Erken dönemde başlanılan konuşma terapisi ile kekemelik büyük ölçüde azalabilir ya da tamamen düzelebilir. Yetişkinlik dönemine kadar devam eden durumlarda bile terapi sayesinde bireyler kekemeliklerini daha iyi yönetebilir, sosyal ve akademik yaşamlarında çok daha rahat iletişim kurabilirler.

Beyin hasarı geçiren bireylerde her yaşta akıcılık bozuklukları görülebilir. Çocukluk çağında ortaya çıkan kekemelik ise genellikle nedeni tam olarak bilinmeyen, gelişimsel bir süreçtir. Araştırmalar, kekemeliği olan bireylerin beyin yapısı ve işleyişinde bazı farklılıklar olabileceğini göstermektedir. Ayrıca genetik faktörler de önemli bir rol oynar; aile geçmişinde kekemelik bulunan çocuklar, bu duruma daha yatkındır. Ancak genetik tek başına belirleyici değildir; çevresel etkenler ve çocuğun kişilik özellikleri de kekemeliğin ortaya çıkmasında ve şiddetinde etkili olur.

Aile ve arkadaşların yaklaşımı, çocuğun kekemeliğe verdiği tepkiler ve günlük çevresel koşullar, belirtilerin artmasına veya azalmasına neden olabilir. Bu nedenle kekemelik, genetik yatkınlık ile çevresel ve bireysel faktörlerin bir araya gelmesiyle şekillenen çok boyutlu bir durumdur.

KEKEMELİK SEMPTOMLARI

Kişinin kekemelik şiddeti duygusal durumuna, ortama  göre günden güne değişiklik gösterir. Telefonda konuşma, yabancılarla konuşma, stresli olma, yorgunluk kekemelik şiddetini arttıran faktörlerdir. Kekemelik ses, hece, kelime veya cümle tekrarı şeklinde görülür.

Örneğin:

-Benim adım A-aaa-ayşe.

-Benim adım, benim adım Ayşe.

Seslerin uzatılması;

-Benim adım Ssssss-evgi.

Duraklamalar;

-Benim adım ……. Iııııı ….. Ali.

Bloklar;

-Bir şey söylemeye çalışması ama ses çıkmaması

İkincil davranışlar;

Kekelerken vücut veya yüzde bazı hareketlerin eşlik etmesi, gözlerini kırpma, ağzını sıkma, kafa sallama, el ayak hareketleri.

TANI VE TERAPİ

Konuşma terapistleri, bireyin konuşma akıcılığını farklı yöntemlerle değerlendirerek kekemeliğin sıklığını, eşlik eden davranışlarını ve çeşitli ortamlardaki etkilerini saptar. Ayrıca bireyin kaçınma davranışları belirlenir ve aile görüşmeleriyle konuşma bozukluğunun başlangıcı, gelişimi, çocuğun iletişimine etkisi, günlük yaşam aktivitelerine ve duygusal durumuna yansımaları hakkında bilgi alınır.

Çok küçük çocuklarda (2–3 yaş) terapist, akıcılık sorunlarının kalıcı bir kekemeliğe dönüşüp dönüşmeyeceğini gözlemler ve buna göre terapi planı oluşturur. Kekemelik şüphesi varsa aileye bazı öneriler sunulur ve çocuğun durumu düzenli olarak takip edilir.

Kekemelik terapisinin amacı, konuşma akıcılığını artırmak ve günlük yaşam ile iletişim üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaktır. Terapi sürecinde oyun temelli çalışmalar, konuşma tekniklerinin öğretilmesi, duyarsızlaştırma yöntemleri uygulanabilir. Bu yöntemler hem çocuklar hem de yetişkinler için uyarlanabilir. Ayrıca kekemeliğin ne olduğu ve nasıl yönetilebileceği konusunda bilgilendirme yapılarak, bireyin kendi durumunu anlaması ve negatif tutumlarını azaltması sağlanır.

Küçük çocuklarda ise aileyle işbirliği içerisinde ilerleme, aileye model olma ve destekleyici davranışları kazandırmaya yönelik terapi yöntemlerine özellikle önem verilir.